RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 26-03-2021 02:50   Güncelleme : 02-04-2021 03:24

Evli; "Adıyaman Ne Tam Bir Tarım Ne de Tam Bir Sanayi Kenti Olabildi”

Adıyaman’da Haber Gazetemize açıklamalarda bulunarak siyasi konuların yanı sıra ilimizde en çok konuşulan konulara değinen CHP’li siyasetçi ve işadamı Mahmut Nedim Evli, atılması gereken adımlara vurgu yaptı.

 Evli;

 

Siyasi konularla birlikte Adıyaman’ın temel sorunlarına dikkat çeken Mahmut Nedim Evli, esnafın, çiftçilerin, gençlerin ve vatandaşların gündemindeki konulara parmak bastı.

CHP’nin eski il genel meclis üyesi ve aynı zamanda 26. dönem Adıyaman milletvekili adayı olan Mahmut Nedim Evli, Adıyaman’da kamuoyunun en çok konuştuğu konular hakkında açıklamada bulundu.

Ve işte siyasetçi ve işadamı Mahmut Nedim Evli’nin röportajı.

Pandemi sürecindeki esnafın son durumu hakkında neler söylemek istersiniz?

Pandeminin başlangıcından bu yana adeta hayat durmuş. İnşallah bu hastalık bir an önce son bulur. Covid 19 virüsünün yayıldığı ilk günlerden itibaren Türkiye’de ve Adıyaman’da esnafımız can çekişiyor. İş yapamayan esnafımız kepenk kapatmak zorunda kalıyor. Devlet bu konuda gerekeni yapmalıdır. Dünyanın birçok ülkesinde Covid 19 salgını nedeniyle mağdur olan esnafların ve halkın sorunlarına çözüm bulunuyor. Özellikle Almanya gibi batı ülkeleri vatandaşının asgari geçimini sağlayarak şartsız bir şekilde maddi destek veriyor.  Yaşanan bu salgın nedeniyle dünyanın farklı ülkelerinde devletler halkından para yatırmak için İBAN isterken, ülkemizde ise tam tersi bir durum söz konusu oldu. Ülkemizde halka İBAN verilerek para istendi. Adıyaman yereline baktığımızda ise günlük yevmiyelerle çalışan insan sayısı oldukça fazla. Çünkü Adıyaman ne tam bir tarım nede tam bir sanayi kenti olabildi. Bu sebeple günlük yevmiye ile evlerini geçindirmeye çalışan insanlarımız oldukça mağdur durumdalar. Bu konuda devletin halkımıza yönelik olarak çözüm odaklı adımlar atması gerekiyor.

Covid 19 salgını nedeniyle işyerini açamayan, ay sonunu getiremeyen esnaflar için ne gibi adımlar atılmalı?

Bu durumda ayakta kalma savaşı veren bütün esnafların talepleri yerinde ve doğru taleplerdir. Bu süreçte esnaf Bağ Kur primini, işveren işçi primini yatıramıyor. Bu durum karşısında devletimizin esnafa yönelik pozitif ayrımcılık yapması gerekiyor. Bağ Kur primini ve personelinin sigorta primini yatıramayan esnafa yönelik olarak hükümetin adım atması gerekmektedir. Bugün esnafın durumuna baktığımızda esnaf hem giderlerini karşılayamıyor hem de icralık durumdadır. Yaşanan bu sorunlar karşısında devlet esnafın sesini duymalıdır. Devlet, özellikle lokantacı, kıraathaneci gibi pandemiden doğrudan etkilenen, işyeri kapatılan veya işyerinde müşteri kabul etmesi yasaklanan esnafına asgari ücrete eşit bir miktar ödeme yapmalıdır. Yıllarca vergi ödeyerek devletini doyuran vatandaşa, böyle olağanüstü durumda bir, iki yıllığına devletin de vatandaşını doyurma niyeti ve gücünün bulunması gerekir. Güçlü devlet, sosyal devlet işte budur.

Peki Adıyaman’da iş dünyası virüsten ne kadar etkilendi?

Halkın seçmiş olduğu siyasilerin bu süreçte daha çok çalışmaları gerekirdi. Covid 19 nedeniyle birçok işletme ya kapandı, ya da küçülmeye gitti. Yıllarca Adıyaman ili teşvik konusunda geride kaldı. Geçmişte çevre illerimiz teşvik paketlerinden faydalanırken, Adıyaman ilimiz ise bu teşviklerden faydalanamadı. İş dünyası bir yere yatırım yapmadan önce teşvik paketlerine ve hangi illere teşvikin verildiğine bakar. Adıyaman’da değil de çevre illere teşvik verilirse haliyle iş dünyası da o illere yatırım yapar. Böylesine bir durum nedeniyle Adıyaman ilinde işsizlik konusunda artış yaşanıyor. Öte yandan Adıyaman’da yeni OSB alanlarının açılması için yerel yöneticilerin iş dünyasına öncü olması gerekir. Mevcut Organize Sanayi Bölgesi’nde yer olmadığı için yerel yöneticilerin yeni alanlar açarak, yeni firmaların ilimize yatırım yapmasını sağlamaları gerekmektedir. Hatta Adıyaman’da işsizliğe çözüm aranıyorsa yeni işletmecilere işyeri arsaları bedava verilerek yatırımcılar ilimize davet edilmelidir. 81 il içerisinde maalesef il merkezinde demiryolu bulunmayan birkaç ilden biri olmaktan kurtulamadık. Milletvekili Ahmet Aydın ve AKP’li diğer vekiller 10-15 yıldan beri hızlı tren projesinden bahsettiler, taahhüt ettiler, defalarca basına açıklama yaptılar. Ancak ne acıdır ki, geçen ay Altınşehir kavşağının açılış töreni için ilimize gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yaptığı konuşmada değil hızlı trenden, yük treninden bile bir kelime dahi söz etmedi. Demek ki; AKP’li milletvekillerinin önceki konuşmalarının hepsi boştu, amaç hizmet getirmek değil halkın oyalanmasıydı.  

Adıyaman’da sulu tarım konusunda yeterince adımların atıldığını düşünüyor musunuz?

Adıyaman bir tarım şehridir. İlimizdeki arazilerin büyük bir oranı da sulu tarıma elverişlidir. Bugün Adıyaman ilindeki bütün araziler göz önüne alındığında sulanabilir arazi oranı yüzde 18’dir. Günümüzde şehir merkezine bile Atatürk Barajı’nın uzaklığı dakikalarla sınırlıdır. Bu kadar yakın bir mesafeye rağmen halen ilimizde sulu tarım hayata geçmemiştir. İlimizde sulu tarım için çok az miktarda sulama kanalları yapıldıysa da çiftçilerimiz bu sulama yöntemini tercih etmiyorlar. Bunun sebebi çevre illerde çiftçilere ucuz fiyata elektrik enerjisi verilirken, ilimizde yüksek fiyata verilmesidir. Elektrik enerjisini ucuz fiyata elde eden Şanlıurfa ve Diyarbakır çiftçisiyle, ilimizdeki çiftçiler arasında haksız bir fiyat rekabeti oluşmakta. Bu sebeple Adıyamanlı çiftçilerimiz ürünlerini istedikleri fiyata satamıyorlar. Elektrik fiyatının yüksek olması nedeniyle sulu tarımı tercih etmiyorlar. Ayrıca Gömükan, Koçali ve Çetintepe barajlarının biran önce tamamlanarak hizmete açılması, Atatürk Barajı’ndan alınacak suların pompaj sistemiyle ova köylerdeki araziler ile ilçelere kadar sulamaların biran önce yapılması gerekmektedir. 2008 yılında açıklanan GAP eylem planında hizmete açılacak olan Bebek 1 ile Bebek 2 projelerinin üzerinden yıllar geçti. GAP eylem planı, adeta GAP eylen planı oldu. Ve bu projeler halen hayata geçmiş değil. Atatürk Barajı’ndaki sular pompaj sistemiyle toprakla buluşursa tarımda çeşitlilik artar, işsizlik sorununa çözüm bulunur. Merkez ilçeye bağlı olup Fırat nehri kıyısındaki bir köyümüzde büyük miktarlı arazi kiralayan bir çiftçinin sulama için gerekli elektrik enerjisini Adıyaman’a bağlı trafolardan değil de daha ucuz olması nedeniyle Şanlıurfa’ya bağlı trafolardan alması Aziz Nesin fıkralarına konu olacak çok acı bir gerçeğimizdir.  

Uzun yıllardan bu yana devam eden tütün sorunu konusunda ne gibi adımlar atılmalıdır?

Tütün Adıyaman’ın olmazsa olmazıdır. Yeterli sulu tarım yapılamayan ilimizde geride kalan tarımsal çözüm yolu kuru tarımı yapmaktır. Kuru tarım için de arazi yapısının en uygun olduğu ve halkının da deneyim sahibi olduğu ürün tütündür. Tütün olmazsa Adıyaman ekonomisi ayakta kalamaz. Özellikle Çelikhan ilçesi ve dağ köylerindeki insanların 500 metrekare veya 1 dönüm gibi çok küçük miktarlı arazileri bulunmaktadır. Bu insanların tütünden başka yapacakları iş yoktur. Uzun yıllardan bu yana çözülmeyen sorunlarla bugünlere gelindi. Bugünlerde ise bu sorunun kooperatifleşme ile çözüleceği söyleniyor. Yetkililerin açıklamalarına göre her ilçede bir kooperatif olacak. Serbest piyasada rekabetin olması tek kooperatifle değil de, birden fazla kooperatifle olur. Mevcut şekilde insanlarımız tek kooperatife mahkûm olacak. Zaten kooperatifin kurulmasıyla birlikte 1 kilogram bile tütünün satılması yasak hale gelecektir. Şuanda bile farklı illere tütünlerini götüren üreticilerimizin tütünleri yakalanmaktadır. Alın teri olan tütünlerini yakalatan birçok çiftçimiz bu durum karşısında gözyaşlarına boğuluyor. Bu sorunun tek çözümü birden fazla kooperatifle hizmetin verilmesidir. Bu şekilde serbest piyasada rekabet olur. Üretici de hangi kooperatif yüksek fiyat veriyorsa oraya ürününü verir. Ama tek kooperatif olursa üreticinin seçme hakkı kalmaz. Rekabet olmadığı zaman hiçbir çiftçi emeğinin hakkını alamaz. Onun için tek kooperatif kararından dönülmesi gerekir. Bir de ovadaki köyler ile dağ köylerinde yetişen tütünün kalitesi bir değildir. Ovada araziler çok geniş alanlardayken, dağ köylerinde araziler daha küçük alanlarda yer almaktadır. Bu insanların ürünlerinin aynı değerde olması da mümkün değildir. Komisyondan geçen yasada 4 hatalı madde vardı. Bu konuyu AKP’li siyasilere de söylemiştim. Yasada “yeni teknoloji” diye bir ibare vardı. O ibareyi düzelttiler. Tütün satan kişiye 3 ile 6 yıl arasında hapis cezası verilmesi ibaresi doğru bir ibare değildir. Sonuç itibariyle bu insanlar geçimlerini tütünden sağlıyorlar. Yasadan bu ibarelerin mutlaka çıkarılması gerekmektedir. Tütün eken ve satışını yapanlara yönelik olarak uygulanacak olan verginin oranında da düzenleme yapılmalıdır. ÇKS’si olan çiftçi vergisini ödedikten sonra bandrolünü alarak satışını yapabilmelidir. Bu sorun ancak bu şekilde çözüme kavuşur. Bugün bile tütünün satışı yasaktır. Dünyanın hiçbir yerinde ekimi serbest, satışı yasak olan bir tarım ürünü bulunmamaktadır.

Adıyaman’daki işsizlik sorunu konusunda yetkililerin atması gereken adımlar neler olmalıdır?

İlimiz tarım kenti olduğu için tarıma dayalı sanayinin gelişmesi gerekir. Adıyaman’da tarıma dayalı sanayinin yanında diğer sanayi kollarında da gelişme sağlanmalıdır. Çünkü ilimiz bir tarım kentidir. Ayrıca turizm alanında atılacak adımlarla ilin ekonomisine katkı sağlanmalıdır. İlimizin her bölgesinde turizm alanları yer alıyor. Adıyaman ilimizde hem inanç turizmi hem de kültür turizmi bulunuyor. Sanayi ve turizm alanında atılacak adımlarla işsizlik konusunda önemli sorunlar çözüme kavuşur. İstidamı sağlayabilecek iş adamlarının ilimize yatırım yapması için yöneticilerin ve siyasilerin adım atması gerekir. Bugün Adıyaman’da işsiz insan sayısında ciddi oranda artış yaşanıyor. Günümüzde birden fazla üniversite okuyan birçok gencimiz bile iş bulamadığı için evinde oturmak zorunda kalıyor. Adıyaman ilimiz ne yazık ki “ırgat kent ve GAP mağduru il” olarak anılıyor. Tarıma dayalı sanayileşmeyle birlikte turizme önem verilirse işsizlik sorunu çözülür. İlimiz sınırları içerisinde yer alan Atatürk Barajı’nın kıyı kesimleri denizlerin kıyı kesimlerini aratmamaktadır. Adıyaman sınırları içerisinde yer alan Atatürk Barajı’nın kıyı kesimlerinde oteller ve tesisler açıla bilinir. Bu şekilde yeni istihdamlar alanları da oluşur.

Elazığ depreminden etkilenen Gerger ve Sincik ilçesindeki halkın sorunları hakkında neler söylemek istersiniz?

Elazığ ilinde yaşanan depremin Gerger ve Sincik ilçesinde hissedilmesiyle insanlarımız derin yara aldı. Ama maalesef Elazığ iline el uzatıldığı gibi Gerger ve Sincik ilçelerimize el uzatılmadı. Her zaman olduğu gibi yine ilimiz üvey evlat muamelesi gördü. Yetkililerin biran önce her iki ilçemizde mağdur olan insanlarımızın yaralarını sarması gerekir. Çadırlarda ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veren bu insanların tek umutları depreme dayanıklı evlerde yaşamlarını sürdürmeleridir.

Sizce Adıyaman’da işsizlik sorunu nasıl çözülebilinir?

Irgatlık kader değı̇ldir. Adıyaman halkı yıllardır ırgatlık, mevsimlik işçi olarak diğer kentlere giderken yada dönüşte meydana gelen trafik kazalarında vefat ediyor. Tabii ki ölüm Allah’ın emridir, kaderdir ama Adıyaman halkının gitmekten başka çaresi olmadığı ırgatlık kader değildir. Kimilerine göre ekonomimiz çok iyi bir seviyede, beyaz eşya satışları tavan yapıyor. Ancak görünen tabloya baktığımızda ne vatandaşta alım gücü, nede mutluluk belirtisi var. İnsanımızın yüzü gülmüyor, gülümseyemiyor. Adıyaman yereline baktığımızda tütüne bir kısıtlama getirildiğinde vatandaşın alım gücü daha da düşecek, dolayısıyla mutluluk endeksi de düşecektir. İlimizde çoğu yıllarda meydana gelen intihar ve intihara teşebbüs vakaları ülkemiz ortalamasının üzerindedir. Yanı başımızda bulunan Atatürk Barajı’ndan faydalanamayan Adıyaman ilimiz sulama konusunda mağdur olmuştur. İşsiz sayısında her geçen gün artış yaşanan Adıyaman ilimizde işe alımlarda siyasi referanslar yerine liyakate ve diplomaya önem verilmelidir. Hiçbir siyasiyle akrabalık bağı olmayan bir kişide bir işe başvuruyorsa ve bu kişinin liyakate dönük şartları uyuyorsa işe alınmalıdır. Oysa iş arayanlar işyerine başvuracağına öncelikle iktidara mensup etkin siyasetçilere başvuruyorlar. Adıyaman’ın gelişmesi, işsizlik sorununun çözüme kavuşması için siyasilerin girişimde bulunması gerekirken, ne yazık ki işsiz sayısı en çok yer alan iller arasında yer almaktayız. Artık insanların ırgatlık yolunda ölmediği, kendi illerinde çalışarak akşam evlerine ekmek götürdüğü günlerin gelmesi gerekiyor.

Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

 Ayrıca turizm konusunda atak yapacağımız söyleniyor. Covid 19 risk haritası ve tedbir tablosunda ilimizin konumuna baktığımızda yürekler acısı bir tablo ortaya çıkıyor. Bu süreçte yetkililer tarafından lokantaların saat 19.00’da kapanacağı kuralı getirilmiş. Lokantalara müşteri zaten 19.00’dan sonra gidiyor. Müşterinin geleceği saatte lokantayı kapatmak esnafa zulümdür. Bu saatin 22.00’ye alınması gerekir. Covid 19 vakalarının en çok yaşandığı il konumundan çıkmazsak bu durum turizmi de etkileyecektir. Bu durum böyle devam ederse atak atmak değil, maalesef yerimizde sayacağız. Yeter ki halkımız CHP’ye, içerisinde yer aldığımız “Millet İttifakına” destek versin. CHP bu ülkenin kurucu iradesidir. Özellikle partimiz mensuplarının başkanlığa seçildiği büyükşehir belediyelerinde görülen akılcı, sosyal, eşitlikçi, yoksulu koruyan, liyakate önem veren, kavgacı değil barışçı ve yenilikçi üretilen politikalarla sergilenen örnek yönetim anlayışımız merkezi hükümette söz sahibi olduğumuzda daha fazlasıyla ve daha etkin bir şekilde devam edecektir. Seçimi kazandığımız belediye başkanlıklarının bulunduğu yörelerdeki vatandaşlarımız partimize verdikleri oylar için nasıl pişman olmadılar ise milletvekili seçiminde verecekleri oylar için de pişman olmayacaklardır. Partimiz milletimize sahip çıkacaktır. Bende CHP’de siyaset yapan Adıyaman sevdalısı bir siyasetçiyim. Halkımızın gerek seçim öncesi ve gerekse seçimlerde partimize vereceği destekle kendilerine ulaştıracağımız eşitlikçi adalet anlayışı ve hizmet kalitesini vatandaşlarımız görecek, yaşayacaktır. Oyları, emanetimiz olacaktır. Emanete hıyanet etmeyeceğimizin partili belediye başkanlarımızın hizmetlerinde de görülmüştür.

Röportaj: Ömer Karakuş