RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 26-03-2021 02:42   Güncelleme : 31-03-2021 03:32

İş Beğenmeyenlere Örnek Olacak Olan Hayat Mücadelesi

1952 yılında Adıyaman’ın Besni ilçesi Köseli köyünde dünyaya geldikten sonra maddi imkansızlıklardan ilkokulu yarıda bıraktığı için hayat mücadelesi vererek, uzun yıllar tamircilik işi yaptıktan sonra azimle ilerlediği yolda Adıyaman’ın önde gelen işadamları arasında yer alan Mustafa Bozkurt, birçok insana örnek olacak hayat hikayesini gazetemizle paylaştı.

İş Beğenmeyenlere Örnek Olacak Olan Hayat Mücadelesi

 

Yılmadan mücadelede ederek, bir tamirci çırağı olarak başladığı işinde sürekli olarak kendisine hedef belirleyen işadamı Mustafa Bozkurt, azimle yürüdüğü yolda önemli mesafeler kat etti.

2004 yılında Adıyaman Küçük Sanayi Sitesi içerisinde hizmet verdiği dönemlerde birçok insanın yapmış olduğu iş sektöründe başarılı olmayacağını düşünmesine rağmen günümüzde dünyanın birçok ülkesine konteynır ihracatı yapan Mustafa Bozkurt, Adıyaman’ın önde gelen iş adamları arasında yer alıyor.

Ve işte hayat hikayesi belki de birçok insana örnek olacak olan Bozgün Konteynır imtiyaz sahibi Mustafa Bozkurt’la yapmış olduğumuz röportajın detayları.

Okuyucularımız öncelikle sizleri tanıyabilir mi?

1952 yılında Besni ilçesine bağlı olan Köseli Köyünde dünyaya geldim. 1964 yılında da Adıyaman’a yerleştik. O tarihte 12 yaşındaydım. O dönemlerde okullar köylerde 3. sınıfa kadar vardı. Onun için köyde 3. sınıfa kadar okudum. 3. sınıftan sonra evimizi Adıyaman’a taşıyınca okula gidemedim. Babam beni okula yazdırmayı düşünmeyerek; “Ne yapacaksın okulu, seni bir zanaatkârın yanına göndereyim” demişti. Babam böyle deyince 1969 yılına kadar tamirci çırağı olarak çalıştım. Aynı yılda yaşımı büyülterek askere gittim. 10 Kasım 1970 yılında askerden geldikten sonra Adıyaman Belediyesi’nin tamirhanesinde 4 ay gibi bir süre çalıştım. Daha sonraki dönemlerde ise kendi işyerimi açtım. 1974 yılına kadar kendi işimin başında durarak mesleğimi icra etmeye çalıştım. 1974 yılında işyerimi kapatarak TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğü’nde kaynakçı olarak işe girdim. 1974 yılında işe girdiğim TPAO Adıyaman Bölge Müdürlüğü’nde 2004 yılına kadar hizmet verdim. Çalıştığım kurumda konteyner yapıyordum, usta başı olarak çalışıyordum. 2004 yılında emekli olduğumda boşuna zaman geçireceğime, kahvehane köşelerinde oturacağıma bir işyerimi açmayı düşündüm. Açacağım işyeriyle memleketime bir faydamın olmasını istedim.

Konteynır sektörüne ilk defa nasıl adım attınız?

2004 yılında Adıyaman Küçük Sanayi Sitesi’nde 3 tane dükkan kiraladım. Ancak bu dükkanların yüksekliği pek fazla olmadığı için bu işyerimiz yaptığımız işe uygun bir yer değildi. Hatta hiç unutmam o tarihte Ankara’da bir ihaleye katılmıştım. Ve o ihale bende kalmıştı. Konteynırları yapmaya başladığımızda dükkanlar küçük olunca yaptığımız konteynırları içeriye almak istediğimiz de yarısı dışarıda kalmıştı. İşte o zaman kullandığımız alanın daha geniş olması gerektiğini düşünerek farklı bir yerde hizmet verdik. İşyerimizin yanındaki 3 arsayı alarak alanımızı büyütmüştük. O tarihte 15’e metreye 30 metre uzunluğundaki bir yeri yaptırmıştım. Bu alanın yüksekliği de 7.5 metreydi. Bu işyerimizde 4 yıl boyunca halkımıza hizmet verdik. İşlerimizin yoğunluğundan sonra bu işyerimizin bizlere küçük geldiğini gördük. 2009 yılında Adıyaman Küçük Sanayi Sitesi’nden ayrılarak Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’ne yerleştik. Buraya ilk geldiğimizde 7 bin 500 metrekarelik bir alanda hizmet verdik. Bu alan içerisinde 2 bin 500 metrekarelik alanımız kapalı alanımızdı. İlerleyen zamanlarda 2 bin 500 metrekarelik alan firmamıza küçük gelmeye başladı.

Firmanızın yurt dışına yaptığı işler konusunda neler söylemek istersiniz?

2004 yılında işlerimiz oldukça yoğundu. Yaptığımız konteynırlar yurt dışına ihracat edilmeye başlamıştı. Türkmenistan’a, Kuzey Irak’a, Umman’a bayağı ihracatlarımız oldu. Yoğun bir şekilde ihracatlarımız olunca mevcut yerimiz bizlere küçük gelmeye başladı. Daha sonra 15 bin metrekarelik bir yer aldık. Bu alan içerisinde 6 bin metrekarelik kapalı alanımızı yaptık. 2016 yılında Ortadoğu’da yaşanan savaş ortamıyla birlikte iş sektörümüzde düşüşler yaşandı. Bizim sektörümüz petrol sektörüyle alakalı olduğu için 2013 ila 2015 yılları arasında petrolün varili 130 ila 135 Dolar’a kadar çıkmıştı. Bu defa petrol ucuzlayınca 2016 ila 2017 yılında petrolün varili 40-45 Dolar’a düşmüştü. Bu sebeplerden dolayı iş alanımızda olumsuzluklar yaşandı. Ve işlerimiz düşmeye başladı. Irak’ta, Suriye’de yaşanan savaşlardan sonra sektörümüz olumsuz yönde etkilendi. Ortadoğu’da halen savaşların devam etmesi nedeniyle pek fazla ihracatımız olmuyor. Farklı ülkelere ihracatlar yapıyoruz ama eski günlerdeki gibi yoğunluğumuz yok. Bir yıla aşkın bir süredir dünya genelinde yaşanan Covid 19 virüsü nedeniyle dünya ekonomisinde olumsuzluklar yaşanıyor. Bütün dünyadaki iş adamları gibi bizlerde virüsten dolayı sıkıntılı günler geçiriyoruz. Rabbimiz inşallah bizlere daha güzel günler nasip eder. Ve bu Covid virüsünden biran önce kurtuluruz. Bizimle birlikte dünyada bu virüsten kurtulur inşallah. Bütün dünyanın bu virüsten kurtulması gerekir ki, hayat normale dönsün. İnsanların alışveriş yapabilmesi için hayatın normal akışına dönmesi gerekiyor. Hayatın durmasıyla yaşamda yok oluyor.

Konteynır sektöründe hizmet vermek ilk etapta bir risk miydi? Adıyaman’da kendi alanında bir işe adım atmak sizce büyük bir riski almak anlamına gelmez mi?

Bu işe ilk olarak Adıyaman Küçük Sanayi Sitesi’nde başladığım da bazı esnaflar çok şaşırarak; “Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz. Önünüzü görmeden nasıl oluyorsa bu sektöre para bağlıyorsunuz?” demişlerdi. 2004 yılında başladığımız işyerimiz daha sonraları 2009 yılında küçük gelmeye başlamıştı. 2006 yılında ABD’nin bir firmasına 800 bin Dolarlık konteynır işi yapmıştım. Bu işi teslim ettikten sonra Ankara’da bir ihale vardı. Bu ihale için Ankara’ya gittiğimde ABD’li firmanın genel müdürü ile görüştüğümde bana; “Seni çok merak ediyordum. Biz sana ihaleyi verdiğimiz zaman toplanan komisyon en uygun fiyatı verdiğiniz için işi size vermişti. İlk etapta ihaleyi size verince “Acaba işi sağlam bir şekilde bitirebilirler mi?” diye düşünmüştüm. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Adana gibi iller dururken biz ihaleyi Adıyaman’da olan sizin firmanıza verdik. “Ya bu firma bu işi sağlıklı bir şekilde yapamazsa?” diye düşündüm” demişti. İlk siparişler gelmeye başlayınca ABD’li firma yetkilisi derin bir nefes alarak yaptığımız işin kalitesini anlamış. Yaptığımız işin üzerine ABD’li firmanın genel müdürü bizlere 1.5 milyon Dolarlık iş verdi. Ben bu firma yetkilisinden yüzde 40 avans istemiştim. Firma yetkilisi bana; “Yüzde 40 avans size az gelir. Size yüzde 70 avans veriyorum” demişti. Yapmış olduğumuz işte bir güven sağladık. Bu güven hem memleketimiz hem de firmamız adına bizleri çok gururlandırdı. Firmamızın kalitesi 73. ve 74. vergi rekortmeni olmamızı sağladı. Emekli bir insan memleketine örnek oluyorsa, iline katma değer sağlıyorsa bu da en büyük gururumuzdur. Her şeyimiz canımızla, malımızla, vatanımızla beraberdir. Vatan olmayınca ne mal, nede can olur. İnsanın hiçbir şeyi olmaz. Hem maddi hem de manevi olarak insanın her şeyi yok olur.

ABD’li firma ile yaptığınız anlaşma sonrasında teslim ettiğiniz konteynırlar hangi ülkelerde kullanıldı?

ABD’li firmaya yaptığımız kimi konteynırlar ABD’ye götürülürken kimi konteynırlar ise farklı yerlerde kullanıldı. Bu firma petrol sondaj işleri yaptığı için bizden aldıkları konteynırları petrol aradıkları yerlerde kullanıyorlardı. Ayrıca bu firma Ortadoğu’nun her yerinde sondaj yapıyordu. Hatta Türkmenistan’da, farklı ülkelerde çalışmalar yapıyordu. Geçen günlerde de bir İngiliz şirketi bizlere ulaştı. Onlarla da 1 milyon Dolarlık bir anlaşma yaptık. Yapacağımız konteynırlar Fildişi Cumhuriyeti’ne gidecekti. Sondaj yapacakları yerler hazır olmadığı için yapmış olduğumuz anlaşmayı şimdilik durdurdular.

İşyerinizde kaç personelle müşterilerinize hizmet veriyorsunuz?

Daha önce 60 personelle müşterilerimize hizmet veriyorduk. Ortadoğu’da yaşanan savaş sürecinden sonra pandemi süreci işlerimizi doğrudan etkiledi. Şuanda 20 personelle müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Bu işyerimin dışında yapmış olduğum 6 bin metrekarelik kapalı alan birkaç yıl önce hazırlandı. Hatta 4 yıldır bu işyerim hazır bir şekilde duruyor. Dünya genelinde ekonomide yaşanan sorunlarla birlikte pandemi nedeniyle bu işyerimizi bekletiyoruz. Kapsamlı bir iş alırsak o işyerimizi de faaliyete geçireceğiz.

Konteynırların hazırlanma aşaması kaç günü buluyor?

Her konteynırın kendine göre hazırlanma aşaması var. Günde 10 adet konteynır yaptığımızda oluyor. Ama 10 günde bir tane konteynır hazırladığımız konteynırlarda oluyor. Özelliğine göre konteynırın yapım aşaması vardır. Konteynırdan konteynıra yapım aşaması değişir.

MÜSİAD’ın Adıyaman şubesinin kurucuları arasında yer almaktasınız. MÜSİAD’ın vizyonu ve misyonu hakkında neler söylemek istersiniz?

MÜSİAD gerçekten ülkemiz için çok önemli bir kuruluştur. Ayrıca MÜSİAD camiası köklü ve önemli bir misyonu olan kuruluşların başında gelmektedir. 2017 yılında Adıyaman Ticaret Ve Sanayi Odası ile yurt dışına, Balkan ülkelerine bir gezimiz olmuştu. İş dünyasıyla birlikte Kuzey Makedonya’nın başkenti olan Üsküp’e gitmiştik. Ziyaret esnasında ATSO Başkanı Mustafa Uslu’ya; “Başkanım Üsküp’te MÜSİAD’ın şubesini ziyaret edelim” demiştim. Daha sonra Başkan Uslu ile birlikte MÜSİAD’ın Üsküp Şubesini ziyaret etmiştik. MÜSİAD’ın Üsküp Şube başkan yardımcısının babası Makedonya’da başbakan yardımcısıydı. Ziyaretimiz esnafında Makedonya başbakan yardımcısının yaptığı konuşmadan çok duygulanmıştım. Ülkemiz adına söylenen her söz insanı heyecanlanıyor. Makedonya başbakan yardımcısı konuşmasında; “Ben sabah her namazında namaza kalktığımda ilk önce Türkiye’ye dua ediyorum. Türkiye’ye dua ettikten sonra ise Makedonya’ya dua etmekteyim. Türkiye Cumhuriyeti olmamış olsaydı burada olamazdık” demişti.  Söylenen bu anlam dolu sözlerden sonra çok heyecanlanmıştım. Bu kelimeleri kullanan bir ülkenin başbakan yardımcısı. Oğlu da MÜSİAD’ın şube başkan yardımcısı. Onun için ülkemizin ve MÜSİAD gibi kuruluşların önemini çok iyi bilmeliyiz. Geçen yıl Kuveyt’e gittiğimde orada MÜSİAD şube başkanıyla görüşmüştük. Yemek yemek için bir lokantaya gitmiştik. Kendimize yemek söylemeye başladığımızda istediğimiz menüden fazla menü gelmeye başladı. O iş yerinin patronu yanımızda gelerek; “Türkiyelisiniz değil mi?” diye sormuştu. Hesap ödemeye gittiğimizde işyeri sahibi bizlere; “Ben Suriyeliyim. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Suriyeliler için yaptıklarını takdir ediyoruz. Biz o kadar nankör insanlar mıyız ki; sizden yemek parası alalım. Devletiniz bütün kapılarını Suriye halkı için açtı” demişti. Bu sözler bizleri çok etkilemişti. Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün dünyada saygınlığı olan bir devlettir. MÜSİAD gibi önemli kuruluşların da ülkemiz ekonomisine katkısı oldukça fazladır. MÜSİAD ailesi içerisinde olduğumuz için yurt dışında ülkemiz adına çok önemli olaylara şahit oluyoruz. MÜSİAD’ın bir bireyi olarak olarak o şerefli görevi taşıdığımız için çok mutluyuz.

Röportaj: Ömer Karakuş

Röportaj devam edecek.