SİYASET
Giriş Tarihi : 19-11-2020 21:32   Güncelleme : 01-12-2020 02:18

Seyfettin Bilen Suskunluğunu Adıyaman’da Haber’e Bozdu

Adıyaman’da siyaset içerisinde yer aldıktan sonra AK Parti’den istifa ederek, Gelecek Partisinde siyaset yapmayı tercih eden Seyfettin Bilen, merak edilen bütün sorulara cevap vererek, gazetemize konuştu.

Seyfettin Bilen Suskunluğunu Adıyaman’da Haber’e Bozdu

 

Gelecek Partili siyasilerin bundan sonra izleyecekleri yol haritası hakkında düşüncelerini dile getiren Gelecek Partisi Kurucular Kurulu ve Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Seyfettin Bilen, hem genel hem de yerel konulara değindi.

Gazetemiz Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ömer Karakuş’un sorularına cevap veren Seyfettin Bilen önemli mesajlarda bulundu. Gelecek Partililerin neden AK Parti’den istifa ederek, yeni bir oluşumla seçmenlerinin karşısına çıktığı sorusu merak konusu olurken, okuyucularımızın merak ettiği birçok konuda soruların cevap bulduğu özel röportajımızda Ömer Karakuş sordu, Seyfettin Bilen cevapladı.

Ve işte o özel röportajın ayrıntıları.

 

AK Parti’de siyaset yapan siyasetçiler olarak neden bu partide kalmak yerine yeni bir oluşumu tercih ettiniz?

 

Çünkü AK Parti içinde ilke, hak, hukuk ehliyet ve adalet, şeffaflık değerleri ile dürüstçe siyaset icra etme ortam ve imkanı kalmadı. Bunun düzelmesi için çaba sarf eden insanlara da tahammülleri kalmadı. Genel başkanımız Ahmet Davutoğlu ve partinin kurmaylarının bazıları ve bizler daha önce AK Parti’de önemli görevleri üstelenmiş olan insanlardık. Genel başkanımız AK Parti’nin genel başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçilmiş son başbakanıydı. Ahmet Davutoğlu başbakanlıktan ayrıldıktan sonra süreçleri takip ederek, AK Parti’nin gidişatıyla ilgili olarak yanlış uygulamaları, yanlış gidişatı, partinin teşkilat yapısını ve Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile ilgili olarak icraatları, uygulamalardaki ifsatları değişik zamanlarda Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la paylaştı.

Genel başkanımız sayın Ahmet Davutoğlu, olumsuzlukları hem şifa-i hem de yazılı şekilde rapor ederek sorunların çözüme kavuşması için 5 ayrı zamanda Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmüştü. Ahmet Davutoğlu’nun talebiyle gerçekleşen bu görüşmelerde devletle, diplomasi ile, bürokrasi ile, teşkilat ile, siyaset dili ve ekonomi ile ilgili mevcut durumlar ve olması gereken konular dile getirildi. Ancak Recep Tayyip Erdoğan’la yapılan görüşmeler sonuç vermeyince 2019 yılı Nisan ayında AK Parti içerisindeki gidişatın düzeltilmesi adına sesli itiraz süreci başladı. Belki de “Sesli itirazları kamuoyunun önünde yaparsak belki karşılık bulur ve bu yanlışlar düzeltilir” şeklinde bir düşünce ile 2019 yılının Nisan ayında kamuoyunda manifesto olarak tanımlanan yazılı metin yayınlandı. AK Parti’de parti mensubu olan ve önemli görevler üstelenmiş olan insanların itirazlarını ve tespitlerini değerlendirmek, gereğini yapmak ve muhatap almak yerine bu insanları partiden ihraç etmek için kesin ihraç talebiyle disipline sevk etme yolunu seçtiler. Hal böyle olunca bu siyasilerin AK Parti’de partinin gidişatına hizmet etme ihtimalleri kalmamış oldu. Sayın Ahmet Davutoğlu’nun şöyle bir ifadesi olmuştu; “Bizim mevkide, makamda, koltukta gözümüz yoktur. Öyle bir hevesimiz de yoktur. Çünkü bu makamları ilkelerimiz ve doğrularımız adına terk ettik. Para ve pulla işimiz yoktur, olsaydı o makamı bırakmazdık. Dolaysıyla makamla, parayla ve pulla işimiz yoktur. Bu ülkenin gidişatıyla, yönetimiyle ve geleceğiyle ilgili olarak sorumluluklarımız devam ediyor. Bu sorumluklarımızı yerine getirme adına sözümüzü söylememiz gerekiyor.” Bu sebeple parti içerisinde sesli itirazlar oldu. Fakat AK Parti’nin içerisinde siyaset yapan ehliyetli yetkin insanları kesin ihraç şartı ile disipline sevk ediyor olmak genel başkanımızı ve bizleri başka alternatiflere yönlendirdi ve kaçınılmaz olarak yeni bir parti sürecine gidildi. 2019 yılı Eylül ayında kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildikten sonra Ahmet Davutoğlu ve 5 arkadaşının bu duruma karşılık istifası söz konusu oldu. Ve istifa edildikten kısa bir süre içerisinde hazırlıklar yapıldı. Parti programı, tüzüğü, ekiplerin oluşturulmasından sonra 2019 yılı 12 Eylül’ün de partimizin resmi başvurusu yapıldı. 13 Aralık tarihinde de partimizin lansmanı gerçekleşti.

 

Gelecek Partisi’ni kurduktan sonra çalışmalarınız beklenilen tempoda yürüdü mü?

 

Partimiz kurulduktan sonra çok yoğun bir tempo içerisinde bir çalışmaya gidildi. Partimiz kurulduğundan bu yana pandemiye rağmen 70 ilde teşkilatlanmamız oldu. 400’ün üzerinde ilçede teşkilatlarımızı kurduk. 44 ilimizin il kongrelerini yaptık ve 1 Kasım tarihinde de büyük kongremizi yapacağız. 1 Kasım tarihinde büyük kongremizi yaptıktan sonra yapılacak olan her seçime tek başımıza seçime girme yasal hakkını elde etmiş olacağız. Hem Türkiye genelinde hem de Adıyaman’da partimize ciddi bir teveccüh var. Şuanda adalet, hukuk, eğitim, sağlık, tarım, ekonomi, diplomasi, bürokrasi, yürütme, yasama ve yargı içiçe girmiş durumda. Ve bugün sistemin tek elden yürüyor olmasını doğru bulmayarak, yanlışları dile getiren ve bu yanlışları düzeltilesi adına ayakları yere basan, somut alternatifler ortaya koyan bir partiyiz. Hal böyleyleyken halkımız anlattıklarımızı duygu, akıl ve vicdan muhakemesinden geçirerek, partimize yoğun bir şekilde ilgi gösteriyor. Çok ciddi bir şekilde ülke genelinde partimize ilgi var. Adıyaman’da da teşkilatımızı kurduk. 4 ilçemizde, beldelerimizde merkez ilçe teşkilatlarımızı kurmuş olduk.

 

Gelecek Partisi’nin kurucuları arasında 3 isim var. Sizlerin de içinde bulunduğu bu 3 kişinin parti içerisindeki görevleri nelerdir?

 

Ahmet Davutoğlu’nun şahsında partimizin üst yönetiminin ilimizle ilgili olarak çok ciddi bir muhabbeti var. Partimizin kurucular kurulunda 3 Adıyamanlı olarak görev yapmaktan çok mutluyuz. Ben ve Hacı Karataş Adıyaman’da yaşıyoruz. Ailesi ve yakınları Adıyaman’da ikamete eden ancak kendisi İstanbul’da yaşayan Mustafa Mente diplomaside çok ciddi görevler üstlenmiş, eğitimli, perspektifi ve vizyonu derin olan bir arkadaşımız. Mustafa Mente partimizin hazine ve maliye politikalarında, Hacı Karataş sağlık komitesinde görevlidir. Bende merkez disiplin kuru üyesiyim. Bu da partimizin Adıyaman ile ilgili olarak bir muhabbetinin somut sonucudur. Doğrusu Adıyaman bunu da hak ediyor. Geçmişinde de bugünde toplumsal yapısıyla, sosyolojisiyle, insan yapısıyla ilimiz her şeyin en iyisini hak ediyor. İnşallah bu ilgi Gelecek Partisi’nin iktidarın da hizmete ve Adıyaman’a katkı olarak dönecek, kalkınmasına vesile olacaktır.

 

Siyaset içerisinden gelen bir politikacı olarak sizce Adıyaman’ın ivedilikle çözüme kavuşması gereken sorunları için neler yapılmalıdır?

 

Adıyaman ne yazık ki, her zaman talihsiz bir şekilde üvey evlat muamelesi gören, göstermelik hizmetlerle muhatap olan, ayakları yere basan, şehrin dokusuna, ekonomisine, sosyolojisine, kalkınmasına, kimliğine dokunacak kalıcı katma değer yaratan yatırımlardan mahrum bırakılan bir ildir. Sürekli politik söylemlerle günü kurtarmak adına bu il her daim vitrinlik hizmetlerle, göstermelik icatlarla karşılaşmıştır. Bu mantığın değişmesi gerekiyor. Akabinde kolektif bir ruhla hareket etmek gerekiyor. Siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin ve kamunun bir araya gelerek ilin kısa, orta ve uzun vadeli olarak ihtiyaçlarını ve çözüm önerilerini tespit etmesi gerekir. Adıyaman özelinde insanlarımıza bir şeyler katabilmenin, şehrimize kimlik kazandırabilmenin, geleceğe umutla bakabilmenin yolu bu şehre dair kolektif bir ruhla hizmet edebilmekten geçer. Bu söylediklerim de bütün tarafların bir araya gelmesiyle olur. Adıyaman’ın kısa, orta ve uzun vadeli ihtiyaçlarını belirledikten sonra siyasetin öncü, sivil toplum örgütlerinin ise takipçi, kamunun ise uygulayıcı bir rol alması gerekir. Adıyaman nüfusunun yüzde 65’i 30 yaş altı genç nüfustan oluşmaktadır. Ayrıca ilimiz; katma değerin en önemli ayağı olan sanayiden mahrum olan bir ildir. Adıyaman önemli oranda tarım havzasına sahip olmasına rağmen sulu tarım konusunda ciddi adımlar bir türlü atılmamıştır. İlimiz tabiri caizse kendi yağında kavrulan, küçük ve kısmen çok cüzi bir oranda orta ölçekli birkaç tane firma ile onun dışında tamamen küçük ölçekli esnafların günü birlik cirolarıyla ve memur maaşlarıyla ekonomisini idame edilen bir ildir. Nüfusu bu kadar genç bir orana sahip olan bu ilde genç reel işsizlik oranı yüzde 50 oranındadır. Totalde ise işsizlik oranı yüzde 30’lardadır. Nüfus yoğunluğu olarak Türkiye’nin 37 ila 38. sıralarında yer alan ilimiz kalkınmışlık sıralamasına baktığımızda 60’lı yıllarda yaşana bilinir il sıralamasında 70.sıralardaydı. Son 20 yıl içerisinde vatandaşın iktidara vermiş olduğu desteğe rağmen ilimiz ve halkımız bu sıralamayı hak etmiyor. Adıyaman her zaman devletine bağlı, hükümetiyle barışık olan, “huzurun başkenti” olarak anılan şehirdir. Böyle bir sosyolojik yapıya sahipken, tarım havzası içerisinde olmasına rağmen katma değer yatırımından, stratejik yatırımlardan, kalkınmaya katkı sağlayacak olan yatırımlardan mahrum olması gerçekten de Adıyaman için üzücü bir durumdur. Bizim çocuklarımızın yarınlarına dair umutlarını diri tutacak ve bunu hayatta tatbik edecek bir motivasyona, heyecana ve de kararlığa ihtiyacımız var. Bunun tek yolu da kolektif bir ruhla rüzgar estirmekten geçer. Bunun da öncülüğünü siyasetçiler yapmalıdır. Ayrıca sorunların çözümü şehri cezbedecektir. Bir şehri cazibe merkezi haline getirecek olanlar da siyasetçilerdir.

 

Peki Adıyaman’ın sorunlarını çözümü için siyasilerin ivedilikle yapması gereken hususlar nelerdir?

 

Her şeyden önce şehre kimlik kazandırmak gerekiyor. Bunun öncülüğünü de siyasetçiler yapacaktır. Ama günümüzde kimi siyasiler; “Ne yapabilirsem de daha çok oy alabilirim” mantığıyla günü kurtarmak adına bireylerin gönlünü hoş etmek adına kolektif önceliklerden vazgeçmişlerdir. Bu kişiler bir şeyler yapmış gibi görünerek, vitrinlik işlerle zamanlarını geçirmiştir. Bugüne kadar merkezi hükümet “kamu yatırımları” adı altında Adıyaman’a yatırımlar yapılmıştır. Bu hakkı teslim etmek lazım. Ancak Adıyaman’ın ihtiyacı olan, kamunun asli görevleri olan alt yapı, hastane, okul gibi konuların ötesinde hizmetlere ihtiyacı var. Çevre illere yapılan kamu yatırımlarıyla Adıyaman’a yapılan yatırımlara bakıldığında Adıyaman halkının özgüvenini artırıcı strateji ve yatırımlar yapmak gerekiyor.  Bu özgüven duygusunu ortaya çıkaracak ortamların sağlanması gerekiyor. Başta vatandaşlarımız olmak üzere bütün kesimlerin katılımı ile Adıyaman için tarım, sanayi, turizm, eğitim, çevre, hayvancılık, ulaşım gibi alanlarda ivedilikle kısa orta ve uzun vadeli ihtiyaç ve sorunlarının tespit edilmesi, gereğinin yerine getirilmesi için planların ve görev dağılımının yapılması gerekiyor. Burada yine görev siyasilere düşmektedir. Siyasilerin öncü olma görevlerini yerine getirmesi gerekiyor. Tarımsal sulama Adıyaman’ın kaderini değiştirecek en önemli yatırım hizmetidir. Ben çocuk yaşta iken “Arazilerimize su gelecek, ürünlerimiz bereketlenecek” deniliyordu. 2010 yılında dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek köyümüze bir ziyaret gerçekleştirerek; “Muhtarım köyünüzün bir sorunu var mı?” dediğinde muhtarda; “Arazilerimize su gelirse gençlerimiz kendi arazilerinde çalışırlar. Sulu tarım için su istiyoruz” demişti. Mehmet Şimşek’te muhtarın sorusuna şu şekilde cevap vermişti; “Muhtarım 2013 yılında köyünüze su gelecek. Köyünüzün başka suları var mı?” Şimşek o tarihte köyümüzdeki arazilerin sulu tarımla buluşması için tarih vermişti. Verilen tarihin üzerinden yıllar geçti. Bugün baktığımızda 2013 yılının üzerinden 7 yıl geçmiş halen tarımsal sulama konusunda; “Arazilerimize su gelecek mi?” diyerek bunun hayalini kuruyoruz. Ancak bu konuda nihai bir tarihi bilmiyoruz.4-5 yıldır Adıyaman’ı suya kavuşturacak olan baraj yapımından bahsediliyor. Yüksek rakamlarla hak edişler yapılmasına rağmen 6-7 yıldır bu barajların yapım çalışması yüzde 15’i geçmediği gibi neredeyse çalışmalar durma noktasına gelmiştir. Adıyaman’da her şeyden önce tarımsal sulama konusunda sorunların çözülmesi gerekiyor. Adıyaman’da yaşayan çocukların iyi bir eğitim alabilmesi, iyi bir geleceğin inşa edilebilmesi, hayatlarını idame edebilmeleri için eşit, makul, kamusal imkanların sağlanması gerekmektedir. İstihdamın kendi yakınlarından uzak bir şekilde iltimaslarından çıkarılıp, ihtiyaç öncelikleri göz önünde bulundurularak işe en çok ihtiyacı olanların istihdam edilmesi gerekiyor. Ayrıca istihdam alanlarının arttırılması gerekmektedir. Geçmişte kamunun eliyle önemli oranda istihdamı bulunan kuruluşlarımız vardı. O kurumların bazıları satıldı, bazıları ise kapatıldı. Önemli bir turizm havzamız var. Bu turizm havzalarımızın bazıları kaderine terk edilmiş, bazıları ise önemsenmemiştir. Metruk bir alana dönüşen bu turizm alanlarının kamu kurumlarının eliyle gün yüzüne çıkarılması gerekiyor. Gün yüzüne çıkarılan turizm değerlerimizin hizmete açılmasıyla Adıyaman hem inanç hem de tarihsel turizmle bilinecektir. Zaman kaybetmeksizin Adıyaman’da inançsal ve tarihsel turizmin ekonomiye kazandırılması gerekiyor.

 

Gelecek Partisi olarak hem Türkiye genelinde hem de Adıyaman yerelinde bundan sonraki süreçte neler yapmayı düşünüyorsunuz?

 

Parti teşkilatımızda yer alan bizler bu şehrin insanlarıyız. Bu şehrin ekmeğiyle, tozuyla, toprağıyla büyüdük. Ve burada yaşıyoruz. Bir defa bizim bu şehre bir vefa borcumuz var. Ve bu şehirde çocuklarımız yaşıyor. Onun için bu şehre dair bir sorumluluğumuz var. Parti olarak ta Türkiye’ye dair sorumluluklarımız ve taahhütlerimiz var. Gelecek Partisi Adıyaman teşkilatı olarak bütün insanlarımıza aynı perspektiften bakan, aynı muhabbetle ve samimiyetle kucaklayan, insanımıza insan olarak bakan, değer veren, herkese eşit mesafede bakan, herkesi bağrına basarak kurumsal çatısı altına toplayan bir partiyiz. Türkiye’nin ve Adıyaman’ın faydasına olacak her şeye katkı vermek, hizmet etmek adına bu payda da buluşabilecek herkesle siyaset yapacağız. İnsan yüreğine dokunmayan, insan gözüne ilişmeyen hiçbir siyasetçinin kıymeti yoktur. Dolaysıyla insanımızın yüreğine dokunarak, gözünün içine bakarak, hesap verme sorumluluğunu devam ettirerek her zaman şeffaf, net, iddialı, kararlı bir şekilde kendimizi halkımıza anlatacağız. Allah’ın izniyle ülkemize ve Adıyaman’ımıza hizmet edeceğiz. Bu söylediklerim bizim sorumluluğumuz, hedefimiz ve iddiamızdır. Türkiye ile ilgili olarak özgürlükçü, demokrat merkez bir partiyiz. İnsan onuruna, adalete ve insanca yaşamaya dair iddialarımız var. Temelde insan onuru başta olmak üzere “Devletin dili adalettir” düsturu ve perspektifiyle ötekileştirmeyen, ayrıştırmayan, bütün farklılıkları bir zenginlik ve bütünlük olarak gören, bölgesel, etnik, inanç, ideoloji ayrımı yapmadan yoluna devam eden bir partiyiz. Bütün farklılıkları Türkiye’nin üst kimliği olarak gören, değeri olarak bilen, farklı ideolojiyle, düşünceyle, mezheple, inançla ve farklı bölgelerden insanların mütenasip olduğu bir parti çatımız var. Gelecekle ilgili olarak şeffaflığın, hesap verilebilirliğin, adaletin, hak ve hukukun, özgürlüğün, insanca yaşamanın, demokratik işleyişin olduğu bir ülke iddiasıyla bütün teşkilatlarımızdaki arkadaşlarımızla sürekli olarak çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Ülke genelinde teşkilatlarımızı tamamladık. Ve büyük kongreden sonrada sahada çalışmalarımız olacak. Halkımızın partimize çok yoğun bir şekilde ilgisi var. Türkiye’nin geleceğini daha somut, parlak, umutlu bir istikamete oturtup, kurumsal işleyişi netleştirerek, topluma hizmet emesini vesile kılmak için iddialı bir şekilde geliyoruz. Türkiye genelinde 70 ilde teşkilatlanmamız tamamlandı. Bir buçuk aya kadar geriye kalan 11 ilimizde teşkilatlanmamız tamamlanacaktır. 1 Kasım tarihinde büyük kongremizi yaparak, Türkiye’nin geleceği, insanımızın refahı, hukukun ve adaletin tecelli etmesi için çaba sarf edeceğiz.

 

Röportaj: Ömer Karakuş