DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Dr.Ali Tamer
Dr.Ali Tamer
Giriş Tarihi : 08-11-2021 00:30

Aile Nedir, Ne Değildir?

Hicret kavramının bize temel mesajı şu dur ki; Masivadan sıyrılıp rahmete koşun, mevcut durumunuzdan asıl olmanız gereken duruma yükselin. Hicret bir arayış, bir fenalığı güzellikle değiştirme hamlesidir. 

Onun için gelin bugün hep birlikte alevleri göklere yükselmiş aile yangınlarını söndürebilme adına hicretin tanımına uygun olarak aile ilgili meselelerde bir arayışa girmek suretiyle fenalıkları güzelliklere değiştirme hamlesi yapalım. Masivadan sıyrılıp rahmete erişmeye koyulalım ve böylelikle insanlıkla yaşıt aile kurumu adına hicret yolculuğuna hep birlikte çıkalım. Allah bu ümmete yitirdiği değerleri, yitik cennetlerini yeniden kazanmayı nasip eylesin.

Yitik Cenneti Dünya’da bulmak, Cennet bahçesi evlerin sahibi olmak mümkün mü?

“Dünya müminin zindanıdır.” buyuran Resulullah’ın (sas) ifadesi mevcut iken bu konuda bana bir itirazda bulunmalısınız. Burada Müslümana cennet yokken nasıl olur da bu başlığı kullanıyoruz diye itirazlarınızı yükseltmelisiniz.

Evet, Dünya bir anlamda imtihan yeri olması hasebiyle çile yeridir, sıkıntı, zahmet yurdudur ancak Dünya’da Cennetin kokusunu alabileceğimiz, sığınabileceğimiz, tufanlarda binebileceğimiz adeta çağın Nuh’un (as) gemisi olan aile gibi bir kurumun da varisleriyiz. Bunu asla hatırdan çıkarmamalıyız.

Aile kurumlarımız, Allah’ın koyduğu yasalara ve sınırlara uygun inşa ve ihya edilirse hiç kuşkusuz Dünya’da Cennetin kokusunu alabileceğimiz birer cennet bahçesine dönüşecektir.

Aile, birbirini dengeleyen, birbirine dayanarak yürüyen ve birbirileri için zırh olan fertlerin kurdukları toplumun temel yapı taşıdır.

Hal böyle iken son yıllarda artarak felakete dönüşen boşanmalar, evliliklerin sürelerinin aylara inmesi peki nedendir? Cennetin kokusunu duyacağımız yuvalarımızdan neden cehennemin kokusu duyulmaktadır?

Bunun cevabı Aile Nedir, Ne Değildir?  Sorusunda gizlidir. 4 başlıkta bu soruya cevaplar bulalım o vakit.

1.Aile, muhafaza alanıdır, muharebe alanı değildir.

Aile inancımızı muhafaza edeceğimiz, koruyacağımız en önemli alandır.   

Aişe annemiz naklediyor, Efendimiz (sas) şöyle buyuruyor: “Kul evlendiği zaman muhakkak dîninin yarısını tamamlamış olur, diğer yarısında da Allâh’tan sakınsın.” (Hâkim, el-müstedrek, 2/175; Taberânî, el-mu’cemu’l-evsat, 1/294; Beyhaki, şu’abu’l-îmân, 4/383)

Hz. Peygamber’in (sas) evliliklerine bakın aileyi dinin bir gereği olarak gördüğünü görürsünüz. Hira’dan inerken Resulullah’ın (sas) eve nasıl bir görev yüklediğini hatırlayalım. Vahyin ağırlığını ancak evine, eşine sığınarak hafifletebilmişti. 

Bugün muhafaza alanı olarak değerlendirmemiz gereken aileyi maalesef muharebe alanına çevirmiş durumdayız.

Sanki çift kale maç oynayan iki rakipmiş gibi aile sahasında birbirinin kalesine gol atmaya çalışanlar gibiyiz. Tabelaya oynuyoruz. Kızım kocana sakın kendini ezdirme, oğlum karına karşı sakın otoriteni kaybetme diye diye kaynanaların skora oynayan savaşında bugün Aile’de geldiğimiz nokta ortadadır. Farkında bile değiliz ama tabelaya oynadığımız sürece çocuklarımızı kaybetme adına hükmen mağlubuz anne ve babalar olarak. Fillerin çimlere yaptığını eşler olarak bize emanet edilen çocuklara yapıyoruz.

Hâlbuki öyle bir ev M. 6. yy ’da ortaya çıkacaktı ki; O ev bir ailede olması gereken her türlü olumlu özellikleri içerisinde barındıracaktı. İşte Resulullah’ın (sas) Hatice annemiz ile kurdukları böyle bir ev fertleri, değerleri muhafaza ederken muharebeden de hızla uzaklaştıracaktı.

2.Aile mektep evidir, monitör evi değildir.

Eğer karşınıza aldığınız kızınıza, oğlunuza en çok kimi seviyorsun yavrucuğum diye sorduğunuzda Allah ve Resulü cevabı alamıyorsanız; onun yerine size şakır şakır futbolcu adlarını, dizi film, çizgi film kahramanlarını söylüyorsa bilin ki aileniz mektep evi olamamış monitör evi haline gelmiştir.

Ailede düzen olacak. Sabah namazlarından sonra o evin sakinleri güneşi üzerlerine doğurmayacak. Anne-baba yarının umudunu yetiştirme hassasiyetiyle evladına yaklaşacak. Namazlar birlikte kılınacak. Birlikte Kur’an okunacak, hadis konuşulacak, oyunlar oynanacak. Hâsılı ilk mektep aile olacak…

Maalesef bugün yatak odası dâhil her odada televizyon var neredeyse. Cep telefonları deseniz o biçim, emekleyen bebeğin bile var. Şöyle bir bakıyorsunuz eve! Anne pembe dizisine kilitlenmiş. Baba deseniz maç için ne kadar abonelik varsa hepsine abone, sanırsınız futbol için yaratılmış.

Çocuk desen adı çizgi film olsun, bir de anayı babayı rahatsız etmesin diye şiddet, cinsellik dolu çizgi (!) filimlere kilitlendirilmiş. Hele telefonlar hele ki telefonlar. Sırf çocuklar oyun oynasın diye bunu aldım amcası diyen ebeveynler görüyoruz artık.

3.Aile muallim yuvasıdır, mübadele yuvası değildir.

Allah aşkına bir düşünün Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hüseyin nasıl yetişti. Resulullah (sas) kendi çocuklarına namazı öğretmedi. Sadece Hatice anamız ile birlikte yapmaları gereken şeyi yaptılar. Yani namazı kıldılar. Hz. Ali nasıl 10 yaşında Dar’ül-Erkam’a yiğitleri taşıyan bir civana dönüştü. Hz. Hüseyin nasıl bile bile ölümü göze alarak Kerbela’ya yürüdü. Evi mektep yuvası olduğu için oldu tüm bunlar.

Bizim de evlerimiz mektep yuvasına dönüşmeli! Ben kim muallim olmak kim, ne eğitim verebilirim demeyin. Bildiğimizin hocası bilmediğimizin talebesiyiz sonuçta. Ama şunu da unutmayalım rahlenin karşısına geçip çocuklarını eğitemez anne-baba. Ya nasıl? Ezan okundu eğer istifinizi bozmadıysanız ona ezanı ve namazı anlatamazsınız. Siz televizyonun, internetin başında sörf ederken oğlum, kızım dersini çalış, kitap oku diyemezsiniz. Anne ve babalar olarak bir muallim hassasiyetiyle dudaklarımızdan çıkacak her söze, yaptığımız her fiile dikkat etmeliyiz.

Yalnız şunu da unutmayalım ki Aile’nin nimet olması hasebiyle külfetinin de olacağının bilincinde olalım. Olalım ki canımız sıkıldığında terk edebileceğimiz bir mübadele yani geçici, terk edilebilir bir yer olarak görmeyelim.

Unutmayın aile kurdunuz diye her şey istediğiniz gibi olamayacak bunu bilin. Bardağın dolu tarafından bakacağız. Büyük bir imtihan evlilik.  Sabrı kuşanacağız. İki farklı fıtrat bir araya gelmiş. Bu çok kolay bir şey değil. Elbette ki anlaşmazlıklar çıkacak. %100 anlaşıyoruz diyenlere inanmayın. Orada %100 kendini sıfırlamış bir eş vardır.

Maalesef bugün birçok insan sanki aile kurmamışlar da adeta bir öğrenci gibi her an mübadele edebilecekleri bir ev tutmuşlar. Evin hanımına baksan terk etmek için sürekli çantası hazır zaten. Evin beyinin hafiften onu rahatsız edecek bir cümlesine bakıyor. Bir bakıyorsunuz “Annneeee! Yapamıyorum.” diye baba evinin kapısına dayanmış. Evin beyine baksan zaten sen ağasın, paşasın diye tembihlemişler. Öyle gelmiş o eve. Erkekliğin kitabını o yazacak. Olmadı bunu babasının evine gönder gelsin yenisi edepsizliğinde cirit atıyor maalesef.

Beklentide de itidalli olmalı. Hatice bekliyorsun ama ya sen? İmtihan gereği Allah zayıf olduğun yer üzerinden seni imtihan edecektir. Sen temizlik seversin öyle bir eşin olur ki pasaklılığın kitabını yazar. Maharet orada sağlam durup vazgeçmemektir.

4.Aile melekler bahçesidir, melanetler çöplüğü değildir.

Aile kurarken neyi hedefliyoruz? Tertemiz nesillerin bu memlekete ve bu ümmete faydalı birer birey olmasını öyle değil mi!

Efendimiz’in (sas) kızına karşı muhabbetinin boyutunu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Ne zaman kızını görse ayağa kalkan, ne zaman kızının sesini duysa heyecanlanan, ne zaman evden içeriye girse onu karşılayan, ellerini ellerinin arasına alan, kızının ellerini, avuç içlerini öpen, kızını kendi yerine oturtup, dizini dizine yaslayan bir babadır, O (sas).  [Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 98; Ebû Dâvûd, Edeb, 143, 144; Tirmizî, Menâķıb, 60; İbn Sa’d, Tabakât,.]

Gerçekten Efendimiz’in (sas) Hz. Fâtıma’ya olan muhabbeti, eşi benzeri olmayan bir muhabbettir. Babadan böyle bir muhabbet gören bir kız düşünün, evin en küçük kızı, onlarca kişinin gözü önünde babasından böyle bir karşılık gören bir kız; o kızın hali ne olur? Ne olacak, Fâtıma anamız gibi biri olur…

Çocuklarımız melek masumiyetinde. Bu masumların faydalı birey olmaları da birer caniye dönüşmeleri de bizim ellerimizde.

Bize emanet edilen ve cennet ya da cehennem vizemiz olan masum yürekleri, şeref noktasında onlar bizden çok önde olan yavrularımızı herkesin yaka silkelediği melanetlere dönüştürmeyelim. O takdirde onlardan önce suçlu olan, melanet yükünü yüklenmiş olan bizler oluruz.

Haydi gelin! Evlerimize geri dönelim! Zira orası okçular tepemiz…

Ailecek Sağlıcakla Kalın…  

dralitamer@gmail.com

                           

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1539
  • 2Konyaspor1527
  • 3Fenerbahçe1527
  • 4Hatayspor1526
  • 5Başakşehir FK1525
  • 6Alanyaspor1524
  • 7Galatasaray1523
  • 8Fatih Karagümrük1522
  • 9Beşiktaş1521
  • 10Adana Demirspor1520
  • 11Sivasspor1519
  • 12Giresunspor1519
  • 13Kayserispor1519
  • 14Altay1518
  • 15Antalyaspor1518
  • 16Gaziantep FK1518
  • 17Göztepe1514
  • 18Yeni Malatyaspor1514
  • 19Kasımpaşa1511
  • 20Çaykur Rizespor1510
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA