DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Ozan Duymaz
Ozan Duymaz
Giriş Tarihi : 04-12-2021 23:08

Nurettin Rençber

 

Nurettin Rençber, 1960 yazında Adıyaman asıllı bir ailenin çocuğu olarak Mersin'de doğdu. Rençber, çocukluk ve gençlik yıllarını Çukurova bölgesinde geçirmiştir. Liseden sonra 2 yıl kadar fabrika işçiliği yaptı; ardından 1981'de girdiği üniversite sınavında Ankara Üniversitesi D.T.C.F.Felsefe bölümünü kazandı. 4 yıl süren öğrencilik yaşamını 1985'te mezuniyetle noktaladı. Nurettin Rençber, uzun bir süre Trabzon' da öğretmenlik yapmıştır.

Bu arada çocukluk yıllarından beri ilgi duyduğu müzik alanında da besteler yapıp, şarkı sözleri ve şiirler yazan sanatçı, bu çalışmalarını 1985'de AST salonunda verdiği bir konserle tanıtma fırsatını buldu. 1987'de evlenip 1988'de meslek hayatına atılan ozan 12 yıl boyunca kamuda ve özel sektörde öğretmenlik görevini sürdürdü (2000). Bu yıllarda öğretmenliğin yanı sıra (ve 2000'li yıllardan sonraki zamanda) müzik çalışmalarına ara vermeden yurt içinde ve yurt dışında sayısız konserler verdi, turnelere çıktı, programlar ve albümler yaptı.

Naif yumuşak bir sese sahip olan Rençber, halk müziğine hala devam etmektedir. Bestelediği şarkıları ile ilk kariyerini üniversite yıllarında, Dağ Türküleri ve Deniz Şarkıları adlı iki albümde toplamıştır. Albümünü oluşturduktan hemen sonra oldukça rağbet görmüştür. Günümüze kadar sekiz albüm yapan sanatçının en önemli özelliği, albümlerindeki eserlerin büyük çoğunluğunun söz ve müziklerinin kendisine ait olması ve farklı alanlarda tanınmış sanatçılar tarafından da bu eserlerin okunmuş olmasıdır. Nurettin Rençber şimdi de (bir eser hariç) söz ve müzikleri kendine ait olan 12 yeni eserden oluşmuş son albümü “lal resimler” ile yeniden karşımıza çıkıyor.

Nurettin Rençber, evli ve iki çocuğu vardır. Çocukları, yine kendisi gibi eğitim alanında babalarının yolunu izleyerek öğretmen olmuşlar ve halen öğretmenliğe devam etmektedirler.

Adıyamanlı sanatçımız Nurettin Rençber, www.aynahaber.net haber portalından Ayhan Çimendağ’a verdiği özel röportajda hayat hikayesini ve müzikle nasıl tanıştığını anlatmıştı.

Felsefe öğretmenisiniz. Sizi sanata, müziğe iten şey ne oldu?

Aslında öğretmenlikten müziğe geçiş diye bir şey yok. Meslek olarak öğretmenliği yapmak, müzisyenlikten daha önce nasip oldu. Ama benim müzikle tanışıklığım 10 yaşında başladı. Öğretmenlik ise 30 yaşında başımda gelen bir şeydi. Ama profesyonel olarak müzik yapmakta öğretmenlikten sonra nasip oldu. Birbirini tamamlayıp, iç içe gelen şeyler oldu. Öğretmenliği bırakıp müziğe ya da müziği bırakıp öğretmenliğe geçmiş değilim. Belki konser vermekten yorulacağım ve yarın oturup tekrar ders vereceğim. Ne müziği, ne de öğretmenliği bırakmıyorum. İkisini de çok seviyorum.

Mersin’de doğup büyüdünüz. Farklı kültürleri bünyesinde barındıran coğrafyanın müziğinize yansıması oldu mu?

Nurettin Rençber: Kendim etnik müzik yapmıyorum ama ülkenin her bölgesinden insanlar beni dinliyor. Ama içinde bulunduğumuz coğrafya, farklı kültürleri bir arada bulunduruyordu. O kültürlerin hepsinin bana kattığı bir şey var. Bütün bu farklı kültürlerin önünde saygıyla eğiliyorum ve düğmelerimi ilikliyorum.

Türkiye’de müzik pop, rock, türkü gibi sınıflara ayrılıyor. Size türkücü denmesinden rahatsız oldunuz mu?

Ben türkücü değilim. Türküyü de, türkü söylemeyi de çok seviyorum. İyi bir türkücü olduğumu da söylüyorlar ama ben bir besteciyim. Her sanatçı içinde bulunduğu koşulların şekliyle kendini ifade eder. Bu coğrafyanın içinde bulunduğu bir türkü kaderi var ya, kendinizi nasıl anlatırsınız ki başka türlü? Nasıl ifade edersiniz? Türkücü sıfatını asla küçümsemiyorum. Aksine o kadar güzel türkü söyleyen insanlar tanıdım ki, bazen kendime türkücü demeye utandığım zamanlar oluyor. Enver Demirkol, Davut Süvayi, Malatyalı Fahri bu işi o kadar güzel yapıyor ki, ben kendime bu isimlerin yanında kendime türkücü diyemem. Dünyaya kendi dilimce, kendi fikrimce, iddialı olmayan cümleler kurmaya geldim. Bu cümleleri kuracağım, kurmaya da devam edeceğim.

Beste yaparken sizi notalara hazırlayan belli bir zaman ya da ortam var mı?

Nurettin Rençber: Beste yapmakla nota yazmak arasında artık günümüzde büyük bir fark var. Beethowen zamanında duyduğunuz, hissettiğiniz bir melodiyi ancak yazarak kayıt altına alabiliyordunuz. Şimdi telefonun düğmesine basıp, yaptığınız bir mırıldanmayı kayıt altına alabiliyorsunuz. Benim nota eğitimimde yok. “Şu eseri şöyle notalandırayım” diye oturmuyorum. Daha çok yürüyerek melodiyi buluyorum. Daha sonra melodiyle sözü kaynaştırıyorum. Sonra onların kompozisyonlarını yapıyorum. Bu kompozisyonların üzerine müzik ve aranje bilgisi olan arkadaşlarla oturup konuşuyoruz. Bu işin hamuru bende çünkü. Onlar belki benden daha iyi müzisyen ama bende bu işin daha iyi hissedeniyim, sanatçısıyım. Yan yana geldiğimizde ortaya bir şeyler çıkıyor. Belki hiçbir şey olmayacak ama oluyor. İnsanlar dinliyor. 

Biraz önce ‘Çok iddialı cümleler kurmak istemiyorum’ demiştiniz. Ama öyle bir cümle kurdunuz ki çok iddialı hale geldi. “Aşk Sana Benzer” dediniz. Bütün Türkiye’de 7’den 70’e herkesin dilinde. Beğenilerek dinlenen bu şarkının bir hikayesi var mı?

Nurettin Rençber: Birinci cümleden, ilk elden bir hikayesi yok. Ama tamamen de bir hikayesi yok demek doğru olmaz. Siyaset yapmıyorum. Ben bazen cümleleri tersten okumayı severim. "Sevdiğin aya benzer güneşe benzer" diye sözleri olan bir türkü vardı. Öncelikle, sevdiğim aya benzemiyor; ay sevdiğime benziyor. Tersten söylemeyi doğru buldum. Sen aya benzer değil ay sana benzerden sonra kelimeler artık türemeye başlıyor; “Aşk sana benzer” çıkıyor. “Su sana benzer”, “Söz sana benzer” çıkıyor. Bunları şarkının içine kurgulayarak yerleştiriyorsunuz. Melodisinin ortaya çıkışı; çalışarak, ilhamla gelen bir melodiyi öksüz bırakmıyorum, üzerinde çalışıyorum, farklı farklı bölümlerini yazıyorum onun üzerine de söz kurgusunu yazıyorum ve böylelikle eser ortaya çıkıyor. Ama şunu da söylemek gerekir ki; bazen yaptığınız bir şarkının mutlak bir muhatabı da olabiliyor.

Bir müzisyen olarak kendinizi bulduğunuz, örnek alarak sanat hayatınıza devam ettiğiniz ünlü isimler var mı?

Örnek aldığım demeyeyim de , esinlendiğim çok sanatçı oldu. Bu coğrafyada her sanatçı çok değerli. Demokratik kültürden esinlenen, bütün halkların kültürüne özel önem veren bütün sanatçıların ürettiklerinden, şairlerinden çok ciddi dersler aldım. Ramiz Altuk, Zülfü Livaneli, şu anda dinlemekten çok zevk aldığım Metin Kemal Kahraman, Sezen Aksu, Barış Manço gibi isimler... Ben pop müziğe kötü diyenlerden değilim. Pop müziğinde kalitelisi var. Benim için iyi müzik ve kötü müzik var. Çok kötü pop müzikte var, çok iyi pop müzikte.

Türkiye’de konser kültürü sizce ne durumda? Sanatçılara yeteri kadar önem veriliyor mu? Yaşında başıma gelen bir şeydi.

Aslında konser salonlarımızın azlığına bakarsanız, ciddi bir konser kültürü olmadığını görürsünüz. Konser salonlarımız yok. Bazen gidiyoruz mesela kapalı spor salonlarında konser yapıyoruz. Bu inanılmaz bir durum, akustik sıfır, verdiğiniz bir ses size dönerek geliyor. Konser vermek zorunda kalıyorsunuz. Gençliğimde bunları yapabildim fakat artık dayanamıyorum. Şimdi sadece kültür merkezlerinde çıkıyorum ve bir türkü evinde kalıcı program yapıyorum. Kültür merkezleri fena değil. Bir de tabii konser öncesi ve konser sonrası hizmetlerini, lojistik hizmetler gelişmemiş. O konuda büyük sıkıntılarımız var. Her yerde istediğiniz gibi bir ses düzeni bulamıyorsunuz. Ses düzeni önemlidir, binlerce kişi gelmiş sizin sesinizi dinlemeye. Ben bir de sahnede yalnızım bir tek bağlama ile çıkıyorum, bir saz ve bir ses, o da iyi olmadığı zaman gelen insanlara, kalabalığa ne anlatacaksın. Gelen kalabalıklar da fazla olabiliyor. Mesela 500 kişilik bir salonda 1000 kişi olabiliyor. Korkuyorsunuz yani, ben bu sazla tek başıma ne iş diyorsunuz ama sonuçta şöyle söyleyeyim yüzlerce konser verdim hatta abartısız binlerle ifade edilebilir. Hiçbir konserim böyle kötü sonuçlanmadı. Belki bir iki tane vardır ama genelde iyi geçmiştir.

Bir felsefe öğretmeni olarak Nurettin Rençber kendini 3 cümle ile nasıl tanımlar?

Hayatı anlamaya çalışan, 60 yaşına geldiği halde anlayamayan. Kendini arayan, hala bulamamış. Çok çalışan, hala başaramamış.

Kaynak: www.aynahaber.net

ozanturku@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2251
  • 2Konyaspor2142
  • 3Fenerbahçe2236
  • 4Alanyaspor2235
  • 5Beşiktaş2235
  • 6Hatayspor2235
  • 7Başakşehir FK2134
  • 8Adana Demirspor2234
  • 9Kayserispor2231
  • 10Gaziantep FK2131
  • 11Sivasspor2230
  • 12Fatih Karagümrük2230
  • 13Galatasaray2227
  • 14Giresunspor2226
  • 15Kasımpaşa2224
  • 16Göztepe2224
  • 17Antalyaspor2223
  • 18Çaykur Rizespor2221
  • 19Altay2218
  • 20Yeni Malatyaspor2115
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA